Skip links

Tutamıyorum Zamanı

On sene önce bir yazıma (Dergide yazdığım ilk yazımdı) şöyle başlamıştım; “Zaman akıp giderken bizden götürdüğü sadece dakikalardan ibaret değildir…” O zaman ki Korhan’a göre sanki boyumdan büyük bir söz etmiştim ama doğruydu da bu söz. Bugün üzerinden on koca sene geçmiş ve on yaş daha yaşlanmıştım… Gerçekten tutamıyorum zamanı!

Avuçlarımdan sızıyor, hem de tam tuttuğumu sandığım anda… Bir sabah, aynadaki bir çizgide, yakalıyorum onu; bir akşam, annemin sesindeki yorgunlukta. Kalbimden geçenleri durduramıyorum, gözümden düşenleri tutamıyorum, hele hele zamanı hiç… Zaman, telaşsız bir ırmak gibi geçiyor içimden. Ne dönüp bakıyor ardına, ne de bekliyor yetişeyim diye. Bir defterin sararmış sayfasında, bir çocuğun hızla büyüyen bakışlarında, eski bir fotoğrafın kenarında duruyor bazen istihzâi bir tebessümle karşımda… Ama hep gidiyor. Ve ben hep arkasından bakıyorum. Oysa ne çok istedim bir ânı alıp saklamayı, bir gülüşü durdurmayı, bir bakışı çoğaltmayı… Olmadı. Zaman dediğin, sevdiklerimizi bile bizden usulca alıyor, ses etmeden. En çok da sessizliği öğretiyor insana. Belki de mesele zamanı tutmak değil; onunla barışmakta. Belki bir tebessüm bırakabilmek geçip giderken… Ya da bir iz, bir söz, bir dua…

Tutamıyorum zamanı…

Her sabah biraz daha uzaklaşıyor yüzüm, aynadaki halimden. Bir bakıyorum, sesim bile eskimiş. Kelime kelime dökülüyor gençliğim,

bir fincan kahvenin telvesinde, bir ikindi ezanının gölgesinde. Zaman, delik bir cep gibi… Ne koysam düşüyor. Bir tebessüm… Bir çocukluk anısı… Babamın elini ilk bıraktığım gün… Hepsi ama hepsi usulca düşüyor delik cebimden. Bazen durup düşünüyorum: Ne zaman büyüdüm bu kadar? Ne ara sustu bazı şarkılar içimde? Kim bilir… Belki de her “yarın” dedikçe bir parça “bugün” ü yitirdim. Ben en çok, konuşacak çok şey varken susup giden insanlara yanarım. Ve zamanı, bütün iyi niyetime rağmen avuçlarımda tutamayışıma…

Kırk altı yıl sonra daha henüz şimdi öğreniyorum: Çocukken uzun gelen yollar şimdi kısalmış, konuşmalar uzamış ama anlam kısalmış. Zamanı sevmek kolay değilmiş. Çünkü insan sevdiğini yanında tutmak ister. Oysa zaman kimseyi yanında tutmaz, yalnızca öğretir; kıymeti, geçtikten sonra fark edilen bir öğretmen gibi… Dedim ya şimdi öğreniyorum; zamanı değil, insanı sevmeyi. Kalakalıyorum çoğu zaman, bir duanın ucunda, bir bakışın gerisinde… Ve yine de her gece, aynı cümleyle bitiyor içimde gün: Tutamıyorum zamanı… Ne kadar yavaşlasam da, içimde bir şey hep acele ediyor. Bir ezanla uyanıyor kalbim, bir bakışla geçip gidiyor saatler. Zaman, bazen bir anne duasında duruyor, bazen bir çocuk gülüşünde hızlanıyor.

Ama ben…

Yine de tutamıyorum zamanı. Çünkü bazı şeyler sadece geçiyor.

İz bırakıyor ama geri dönmüyor…

Loading

Bir yorum yaz

Bu web sitesi, web deneyiminizi iyileştirmek için tanımlama bilgilerini kullanır.
Anasayfa
Yazılar
Şiirler
Dilde Gam Var